• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/uyanisyayinevi
  • https://twitter.com/Uyanis_Yayinevi

Günün Sözü

Bu eser gönüllere vefa ve umut üflemek niyetiyle ele alındı.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz ve nerelerde çalıştınız?

1972 Çanakkale (Biga) doğumluyum. 1973 yılından liseyi bitirene kadar Antalya’da yaşadım. Sonra üniversite tahsili için Kıbrıs'a gittim. Orada Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi okudum. Aynı alanda yüksek lisansım var. Yüksek lisans yaptığım yıllarda “Dünyada yaşayan insanın sorunlarının temeli’nin insandaki dünyada olduğunu farkettiğim için akademik olarak Davranış Bilimlerinde ve Din Psikolojisinde devam etmeyi kendime uygun buldum. Bu düşüncelerle 2002’de Amerika’ya geldim ki kendimi fahri olarak gittiğim hapishanelerde tam kadrolu olarak dini rehber olarak çalışırken buldum. 2003 yılından beri “Dünya’yı idare etme iddiasında olan Amerika’nın idare edemediği vatandaşları idare etmeye ve onları topluma yeniden kazandırmaya çalışıyorum. Yazılarımla ve şiirlerimle düşünce ve duygu dünyamıza yıllardır hizmet vermeye çalışan bir fikir işçisi olma çehdi ve gayreti içindeyim.

Yazma hikâyenizi anlatır mısınız? Ne zaman yazmaya başladınız ve ilk kitabınızın adı, konusu neydi?

Okur-yazar olmayı aslında biz sadece okumak olarak anlıyoruz oysa ki yazmak ve okumak telafuz edildiği gibi birlikte olmalı. Onun için ben profesyonel anlamda makale veya kitap yazmadan evvel de yazan ve not tutan birisiydim. Kendimi bildiğimden beri duygularımı, düşüncelerimi ve analizlerimi yazarım. 1994 te üniversite yıllarında Edebiyat kulübü olarak çıkarttığımız Rayiha isimli bir dergide Kamusumuz Namusumuzdur başlıklı bir yazıyla amatör anlamda yazmaya başladım diyebilirim. 1997-1999 yılları arasında bir düşünce neşriyatı olan Yeni Türkiye Dergisi'nde siyasi içerikli akademik yazılar yazdım. 1998 yılında Alfa yayınlarından çıkan Geçiş sürecinde Orta Asya Cumhuriyetleri isimli ortak bir kitap çalışmamız oldu. Daha sonra 2003 yılında Amerika'ya yerleştiğimden yazılarımı daha çok sosyal medya gazetelerinde bir süre neşretmeye başladım. Amerikan hapishanelerinde dini-rehberlik yaptığım için Islah Evi Notlarını kaleme aldım. Düşün Yayıncılıktan Duvarların Ardında Koşulsuz Aşk isimli kitap ile 13 yıllık tecrübelerimin bir kısmını 2015 yılında kitaplaştırmış oldum. Bununla beraber 2008 yılından bu yana Kurani Hayat Dergisinde dini içerikli makaleler yazıyorum. Aynı zamanda derginin Yayın kurulundayım. Yine Düşün Yayıncılıktan 2017 Ocak tarihi itibarıyla son olarak üzerinde iki senedir çalıştığım Mabedde Yangın var isimli kitabım çıktı

Yazmaya başlamadan önce ve şu an duygularınız arasında ne gibi farklar var?

Yazmak içimizdeki duyguların ve düşüncelerin kalem ile dile gelmesidir. Algı düşünceyi, düşünce duyguyu ve duygu davranışı tetikler. Kendinizi Latin şairi'nin "İnsanım ve insan ilgili tüm sorunlar beni ilgilendirir" dediği gibi yaşadığınız dünyada sorumlu olarak tasavvur ederseniz bu sizi ne yapmalıyım? düşüncesine teşvik eder. O düşünce sizde sorumluluk duygusunu tetikler ve işte o duygu ve vecd sizi bir şeyler yapmaya yönlendirir. Herkes kendi istidadı çerçevesinde bir şeyler yapmaya çalışır. Lakin bu noktada yazmak ve insanları aydınlatmak mühimdir. Zira pis kafa temiz kalbi kirletir. İnsanların evvela okumaya ve bilmeye ihtiyaçları vardır. Zaten İlahi kelam bu hikmete binaen İkra! hitabıyla başlamıştır.


Bugüne kadar hangi kitapları yayınladınız ve konusu neydi?

Tek başına yayınladığım iki temel kitabım oldu. Birisi "Duvarların Ardında Koşulsuz Aşk". O kitapta yıllardır çalıştığım hapishane mahkumlarının acılarını, zaaflarını, başarılarını, şehadet hikâyelerini veya duygularını paylaşmaya çalıştım. İkinci kitabım ise "Mabedde Yangın var" isimli kitabım. O eserde ise Mabedimizdeki yangının yani ümmetin bu halde oluşu'nun ve dini istismarların siyasi, sosyal ve teolojik sebeplerini deşifre etmeye çalıştım.

Yazarken nelerden ilham alırsınız?

İlham bir İlahi ikramdır. Bazen dalından düşen bir yaprak dahi dilinizden satırlara bir dörtlük şeklinde dökülür. Hayattaki kırılmışlıklar, acılar ilhamı tetikler. Kimileyin bir gazetedeki yazı veya okuduğunuz bir kitabın sadrınızı acıtan bir satırı.

Yazmak için önce neler yapmak lazım, okumadan yazan ve hemen kitap çıkarmak isteyen o kadar çok ki bu konuda ne diyeceksiniz?

Yazmadan evvel okumak lazım. Lakin okumak yetmez düşünmek lazım. Düşünmek yetmez duygu lazım, aşk lazım, heyecan lazım. Okumadan yazmak yumurtasız omlet yapmaya benzer. Okumalı, okuduklarımızı not almalı ve onların hayattaki karşılığını tefekkür etmeli ve sonra içimizde sorumluluk duygusunun verdiği heyecan ile onlar satırlara dökülmeli.

İyi yazmanın bir formülü var mı? Sizce nedir?

İyi yazmanın formulü bence iyi yaşamaktır. Yaşadığımızı anlatırsak muhatabımızda müessir olur. Söz neremizden çıkarsa muhatabın orasına isabet eder. Sadrımız acırsa satırlarımızda acıtarak şuur ve umut üfler okura.

Çok satan mı çok okunan mı çok tanınan yazar mı daha verimlidir sizce?

Çok satan mı yoksa çok okunan mı sorusu fiatı olan mı yoksa değeri olan mı daha kıymetdardır gibi bir soru bence. Kitap değer üretmek için kaleme alınır. Fikrin kendisi değerlidir. Zira insan onunla değerlenir. Popülizm düşüncenin kollarındaki kelepçedir.

Daha iyi yazmak için neler yapıyorsunuz?

Daha iyi yazmak için yazmaya devam etmek gerekir. Yazmakta konuşmak gibidir. İnsan nasıl ki konuştukça açılır yazmak ta okumakla düşünmekle ve yazmaya devam etmekle inkişaf eder.

Çalışmış olduğunuz yayınevleri ve ilgili kişileri hakkında ve halen çalışmakta olduğunuz yayın evi ve ilgili kişileri hakkında görüşlerinizi bildirir misiniz?

İki kitabım Düşün Yayınevi'nden çıktı. Her yayınevi bence düşünce ve duygu dünyamıza emek veren kimseler. Sizler olmasa biz düşüncemizi ve duygumuzu neşretme imkanı bulamazdık. Şiir kitabım Ey Vefa! işe Uyanış Yayınevi'nden çıktı. Umarım bu yeni kitabım sizler vesilesiyle okurların yüreklerine umut ve vefa üfler.

Bugüne kadar hangi kurum veya kişi öncülüğünde katıldığınız kitap ile ilgili ortak projeler nelerdir ve konusu amacı nedir?

Ey Vefa kitabından sonra önümüzdeki yıl itibariyle iki kitap daha çıkarma düşüncem var. Birisi yine Amerika hapishanelerinde yaşadığım tecrübelerle ilgili diğeri Kelime Tefekkürü ile ile ilgili yazdığım yazılar.

Rahmetli olmuş ya da yaşayan yazar ve şairlerden benimsediğiniz kimlerdir?

Yahya Kemal, Cahit Sıtkı Tarancı, Mehmet Akif, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Cahit Zarifoğlu Abdürrahim Karakoç, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Nurullah Genç, Mustafa İslamoğlu aklıma gelenler.

Yazar ve şair arkadaşlara söylemek istediğiniz bir çağrınız var mıdır?

Şiir şiire, nesir nesire güç verdiği gibi yazarlar yazarlara şairler şairlere fikri ve duygu noktasında güç verir. Bu sebeple birbirimizi tanımalı ve okumalıyız diye düşünüyorum. Dostluk çağrısında bulunuyorum

Son olarak iyi yazar-şair olmak isteyenlere ya da bu işe yeni adım atacak olanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Meslek, süluk edilen yol demektir. Aslında meslek, insana kabiliyetleri ve istidadı üzerinden Allah'ın yap dediği iştir. Öyleyse her meslek dalı, Allah yolunda hizmet etmeye bir vesiledir. Şayet yazma gibi bir istidadınız var ise onu israf etmek doğru olmaz. Yazmaya devam etmeli ve bu konuda gerekli eğitimi alarak bu yolda istikarlı bir şekilde ilerlemeye çalışılmalıdır.



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   657 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın