• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/uyanisyayinevi
  • https://twitter.com/Uyanis_Yayinevi

Günün Sözü

Basında Şule Özçakıcı

Şule Özçakıcı'dan
Yüreğimdeki Saklambaç

Nefes Yapım
Ağustos 2014

Şule Özçakıcı, Uyanış Yayınevi'nden çıkardığı "Yüreğimdeki Saklambaç" kitabıyla evrenin tek dilinin 'sevgi' olduğunu farklı bakış açılarıyla gözler önüne seriyor.

İşte o röportaj :

Kendinizi tanıtır mısınız?

1994 yılının Kasım ayında Çapa Tıp Fakültesi'nde gözlerimi dünyaya açtım... Ailenin ilk çocuğu olmam sebebiyle annemle babam benim için oldukça heyecanlıydılar, bir an önce beni kucaklarına almak istiyorlardı ama erken doğma ihtimalimi asla akıllarının ucuna bile getirememişlerdi...

Tabi ailem ile benim yolculuğum dünyaya geldiğim andan itibaren soru işaretleri ile doluydu. Çünkü üç ay erken doğduğum için gözlerim yeterli duyarlılığa kavuşmamıştı.

Artık ilkokul çağım gelmişti ve bizim için tekrar soru işaretleri ile dolu bir yolculuk başlamıştı. Ben okula gidebilecek miydim? Bu sorunun telaşını yaşamaya başlamıştık. Benim dönemimde körler okulu vardı ama yatılı ve çok uzaktı. Ailemin beni göndermesi ise imkânsızdı. Ve bu süreç doğrultusunda sonunda beni bir okul kabul etmişti. İlköğretimime Yavuz selim İlköğretim Okulu'nda başlamıştım ve 2008 yılında mezun oldum.

Liseyi önce Sultan Selim Kız Meslek Lisesi'nde başladım ve sonra Ahmet Rasim Lisesi'nde bitirdim. Okulumun en başarılı öğrencileri arasındaydım.

Şimdi ise istediğim, hayal ettiğim yerdeyim.

Hedefleriniz, ileriye yönelik projeleriniz?

Dünyada eşitliği sağlayan hukukçuların; kendi çıkarları için değil adaletin terazisinin dengede olabilmesi için mücadele edeceğim. İnsanlar çıkarlarından sıyrılırsa adaletin gözünde herkesin eşit olduğunu gösterebileceğim. Ayrıca engellilerin davalarına bakan bir hukukçu olacağım.

Bir gün siyasete atılıp engellilerle ilgili bir bakanlık kurulmasını sağlayarak onların yaşamları boyunca dimdik durabilmelerini sağlayacak bir bakan olmak istiyorum.

Kitap yazma ihtiyacını hissetmenize vesile olan şeyler nelerdir?

Ben beş buçuk altı yaşımdan beri her anımı yazıyorum. Çocukken yazmanın büyülü gücünü yazarak yenilendiğimi keşfettim. Sonra da bunun hayat yolumdaki yeniden doğuşum olduğunu anladım ve hep yazdım. Yazmasam ölebilirim herhalde, yazmak benim için mucize kelimesinin klavyemle birleşmiş hali… Yorgunluklarımı, kırıklıklarımı, anılarımı kimseye söyleyemediğim kendi içimde platonik olarak taşan deryaların hepsini yazdım.. Ve bunları daha fazla gizlememi söyleyen hayatımda bir melek var, aslında her şeye vesile olan da o… O melek Yasemin Ablam….

Bana bu içimdeki coşkunun artık taşması gerektiğini söyledi, ben de her insan gibi içimde gizlediğim sırlarımı yüz üstüne çıkarmaya adım attım. Ve umuda yolculuğum en büyük hayalim ve hala inanamadığım en büyük gerçeğim, kitap serüvenimde böylelikle başlamış oldu…

Niçin "Yüreğimdeki Saklambaç"? Neler anlatıyorsunuz kitabınızda?

Aslında "Yüreğimdeki Saklambaç"ın isim annesi Yasemin abla. Ben ilk duyduğumda ismini kalp atışımı kulaklarımda duyduğumu hatırlıyorum şu anda, çok anlamlı gelmişti ve hafızamda direk küçükken oynadığımız "saklambaç oyunu" gelmişti, bir ebelemeyi bekleyen bir de saklanan bizler vardık, sobelenmemek için taklalar atardık, hem korkar hem mutlu olur, hem de yakalananınca çok üzülürdük. Ama eninde sonunda bizi sobeleyen bir ebemiz vardı, çünkü… Hayat ta biz büyüdükçe bize bu oyunu hatırlatıyordu. Korkuyu, mutluluğu, üzüntüyü ve her şeye rağmen o oyuna devam etmeyi…. Bu yüzden "Yüreğimdeki Saklambaç"benim içim olduğu için, benim harflerimin birleşimi olduğu için….

Kitabımda neler anlattıklarıma gelince, bazen hayat içimdeki beni bile alıyor benden… Kendimin bile ulaşamayacağı en derinliklerime iniyor. Ama aynı zamanda kalbimde açan çiçekleri de hiç soldurmamamı, her zaman sulamamı istiyor….. Kitabımda bu gelgitlerini anlatan, hayata kızan, hayatı seven, hayatla konuşan, hayatı anlamaya çalışan, hala çocuk kalmak için uğraşan, aynı zamanda insanları da hem kızan hem seven, onları da anlamaya çalışan, soru işaretlerinde kendini bulmayı hedefleyen, Evrenin tek dilinin sevgi olduğunu düşünen ve evrenin tek dili evrene hakim olduğunda her şeyin beyazlaşacağına inanan, kısacası hayatın bulmacasını çözmeye çalışan, dünyada doğduğumuzdaki temizlikle yaşamayı hayat felsefesi edinmek için didinen Şuleler var….

Engellilere yönelik devlet düzeyinde neler yapılabilir? Düşündüğünüz ve hayata geçmesini istediğiniz somut öneriler var mı?

Hayatta o kadar çok şey var ki hayata geçirilmesini düşünerek kendimi yakaladığım, o yüzden hangi birinden başlamalıyım bilemiyorum, ama en önemli üç şeyden başlamalıyım. Aslında aynı şemsiyenin altında yürüyoruz ama bunun için gerekli imkanlar sağlanmıyor maalesef… En önemlisi toplum bilinçlendirilmeli. Ahlanacak, vahlanacak, acziyet durumu gibi ya da bayram sevinci gibi değil de bunun da hayatın bir parçası olduğu anlatılmalı… Çeşitli seminerler verilmeli… Farkındalığın, sadece insanların gökyüzünde oluştuğuna dair… Diğer bir en önemli husus ise eğitim… Aynı şartlar altında eşitçe, yargılamadan eğitim sağlanmalı, belki bunun için bakanlıklar kurulmalı, onların başına da engelliler getirilmeli, çünkü insan bazen aynı yollardan geçmeden anlayamıyor karşısındakini… Hatta ülkeyi yöneten bir Başbakan ya da Cumhurbaşkanı yani devletin en üst makamlarında olabilmemiz için de emek harcanmalı… Kısacası eğitimde tüm engeller yıkılmalı, engelsiz olunmalı… Ve bağımsız hareket sağlanmalı, yollar buna elverişli olmalı,
Sabah evden çıktığımızda normal olan yol akşam enkaz şeklinde olmamalı, otobüslerde hangi otobüse bindiğimizi nereye gittiğimizi söyleyen sesli trafik ışıkları sesli sistemler daha da geliştirilmeli… Günlük ihtiyaçlarımızı karşılamak istediğimizde kabartma etiketler, kabartma yazılar olmalı bu üçlü hayatımızda hayat bulduğunda aynı çatı altında nefes alan kahramanlarız…..

Gelişmiş ülkelerdeki engelli insanlara verilen değerin bizim ülkemizdekilere de verilmesi, ailelerine maddi manevi desteğin yeterli olması, engelli bir bireyin ailesi de sonuçta onlara nasıl davranacağını, nasıl eğitim vereceğini bilmeli, psikolojik destek almalı. Toplum bilinçlendirilmeli.




Görme engelli kız, manevî annesinin desteğiyle kitap yazdı





Zaman Gazetesi
17 Eylül 2014

Bir hayırseverlik faaliyeti sırasında tanıştığı görme engelli Şule Özçakıcı’ya manevî annelik yapan Yasemin Aydoğan, Şule sayesinde hayata bakışının değiştiğini söylüyor. Engelli kızın kitap çıkarmasına destek olan iki evlat sahibi Yasemin Hanım, Şule’nin öz annesi Emine Hanım ile birlikte dualar ediyor.

Manevi anne, sizi seven, üzüntünüzle üzülen, sevincinizle sevinen, acınıza ortak olan biyolojik annenizden iki tane olması demek. Doğuştan görme engelli Şule Özçakıcı ile ‘manevi annem’ dediği Yasemin Aydoğan arasındaki ilişki de aynen böyle. Birlikte gezip eğleniyorlar, alışverişe gidiyorlar… Ama en önemlisi, birbirleriyle dertleşebiliyorlar. Günün hangi saati olursa olsun Şule, manevi annesini arayıp, üzüntüsünü, sevincini anlatabiliyor. Yüzünü bile göremediği Yasemin Hanım, rüyalarına giriyor Şule’nin. “Canı bir şeylere sıkılmışsa mutlaka rüyamda görüyorum.” diyor. Şule’nin gerçek annesi Emine Hanım’a “Bu sevgi sizi kıskandırıyor mu?” diye sorduğumuzda, “Kıskanmıyorum, tam aksine kızımı böyle seven birinin olması beni mutlu ediyor.” diyor. Manevi annesinin desteğiyle çıkardığı bir de kitabı var genç kızın.

Orada Yasemin Hanım’la ilgili ‘Tamamlanış’ isimli bir yazı kaleme almış Şule. Genç kız, manevi annesini şöyle tanımlıyor: “İnanıyorum ki Allah, anneniz kadar koşulsuz sizi sevecek, anneniz gibi güveneceğiniz insanın kalbinizdeki yerini boş bırakıyor tamamlanmak üzere. Ben o parçamın tamamlandığını hissettim.”

19 yaşındaki Şule ile yardımsever Yasemin Aydoğan’ın yolu 3 yıl önce Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği’nde kesişir. 3 çocuklu bir ailenin en büyük kızı olan Şule’nin sıcakkanlılığı, neşesi Aydoğan’ın dikkatini çeker, onunla yakından ilgilenmeye başlar. Sık sık bir araya gelip vakit geçirmeye başlarlar. ‘Manevi kızım’ dediği Şule’deki okuma aşkını fark eden Aydoğan, ona iyi bir eğitim alması için yardımcı olur. Bilgi Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu’nu kazanan Şule’nin bu kez yazma yeteneği dikkatini çeker Aydoğan’ın. Şule’yi kitap yazmaya teşvik eder. Görme engelli bir genç kızın, hayatın zorluklarını, hayal kırıklıklarını, umudunu kaleme aldığı yazılar, ‘Yüreğimdeki Saklambaç’ adıyla kitaba dönüşür. Şule Özçakıcı ile buluşup hem kendi hem de kitabının hikâyesini konuştuk. Çevresindeki insanların engellilere duyarsızlığından yakınan Şule, kitabı okuyanların bir nebze olsun kalp gözlerinin açılacağını düşünüyor.

Şule, 6 aylık prematüre bebek olarak dünyaya gelir. 2,5 ay kuvözde mücadele verdikten sonra sıkı sıkıya tutunur hayata. Ne var ki aldığı ışınlar göz damarlarını kurutur ve doğuştan görme engelli olur. Aile içinde zor günler o gün başlar. Şule’nin vazgeçmeye hiç niyeti yoktur. En büyük destekçisi olan ve artık ‘yapışık ikiz gibi hissediyorum’ dediği annesinin desteğiyle eğitim hayatına başlar. Eğitim kalitesi düşük olduğu için engelliler okuluna gitmeyi reddeden Şule’yi normal okullar almak istemez. Anne Emine Hanım, yoğun çabalarla kızının normal okullarda okumasını sağlar.

ONUN SESİNİ DUYUNCA HUZUR BULUYORUM

3 yıl önce bilgisayar, kabartma alfabe ve bastonla yürüme eğitimi verilen Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği’ne gitmeye başladığını anlatıyor Şule. Bir kahvaltıda Yasemin Aydoğan ile tanışmasını ise büyük bir şans olarak görüyor. Şule, Yasemin Hanım’a duyduğu sevginin ölçüsünü, “Onu kelimelere sığdıramıyorum. Sesini duyduğumda huzur duyuyorum.” diye tarif ediyor.

Yasemin Hanım da Şule’yi 3. çocuğu yerine koyduğunu söylüyor. Şule’yle tanışmadan önce engelli ailelerin sıkıntılarının çok farkında olmadığını belirten Aydoğan, “Ben de anneyim, 2 çocuk büyüttüm, ama engelli annelerini görünce gerçek annelik bu dedim.” yorumunu yapıyor. Şule’nin olgunluğundan çok etkilendiğini belirten Yasemin Aydoğan, “19 yaşındaki bir genç kızın pembe hayaller kurduğu dönemde Şule tüm insanlara karşı kendini sorumlu hissediyor. Koca bir ömür yaşamış gibi olgun bir karaktere sahip. Yüreği sevgi dolu. Bunu da yazıyla çok güzel ifade ediyor. O yüzden yazmayı sürdürmesini istiyorum. Bu konuda elimden gelen tüm desteği vermeye hazırım.” yorumunu yapıyor. NT mağazalarında satışa sunulan kitabın, sadece yardım amacıyla alınmasından ziyade okunması en büyük dileği Aydoğan’ın.

Şule’nin kitabını ellerine aldıkları gün çok duygulandıklarını anlatan Aydoğan, “Kitabın çıktığı gün Şule’nin annesiyle telefonda konuştuk. O ağladı, ben ağladım.” diyor.  


Engeli ona engel olmadı.

Cnn Türk
24 Eylül 2014



Şule Özçakıcı görme engelli. Ama engeli ona engel olmadı. Üniversiteyi kazandı, mucizem dediği hayırsever Yasemin Aydoğan'ın desteğiyle ''Yüreğimdeki Saklambaç'' adlı kitabı yazdı. Fulya Öztürk'ün haberini kameraman Selim Türk görüntüledi.









1 Kasım 2014
Aydoğanlar Otomotiv İmza Günü



Bugun Sevgili Şule'nin kitabının imza günüydu. Bizi yalnız bırakmayan sevgili arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Yasemin Aydoğan






‘Bize acımak yerine
birlikte nasıl yaşarız bunu düşünün’



Zaman Gazetesi
2 Kasım 2014

Doğuştan görme engelli 20 yaşındaki Şule Özçakıcı'nın engelli bir insanın iç dünyasını yansıttığı 'Yüreğimdeki Saklambaç' adlı kitabı geçtiğimiz Temmuz ayında okurlarıyla buluşmuştu.

Özçakıcı'nın manevi annem, ablam dediği Yasemin Aydoğan'ın desteğiyle çıkardığı kitabı için dün imza günü düzenlendi. Genç kızın ailesi, arkadaşları ve görme engellilere destek olmak isteyen gönüllüler, Özçakıcı'yı bu heyecanlı gününde yalnız bırakmadı. Kitaplarını imzalamadan önce duygularını paylaşan genç kız engelli ve özürlü kelimelerini sevmediğini, insanların, engellilerin birçok şeyi başarabileceklerini görmesi için bu kitabı yazdığını söyledi. Özçakıcı, kitabını okuyan herkese "Bize acımak yerine birlikte yaşamayı nasıl kolaylaştırabiliriz bunu düşünün." tavsiyesinde bulundu. Yasemin Aydoğan da sevginin her şeyin ilacı olduğunu hatırlatarak herkesin engellilere karşı gönül gözünün açık olmasını istediğini dile getirdi.



Yorumlar - Yorum Yaz